just because I’m losing, doesn’t mean I’m lost.
coldplayi özlemişiz.
bi insanı silebildiğimi hissettiğim an, hiç durmadım. sanırım büyüyorum, büyüyoruz. bazı insanlar kolay siliniyor, ya da bazı insanlar kolay sildirtiyor. bilmiyorum. mantığıma sığmayanı mantığımdan atmaya karar verdiğim gü.. neyse.
And we live in a beautiful world diyo bu sefer coldplay, yeah we don’t yeah we don’t.
bu son bir hafta dişimi sıkacağım, son 5 gün. son 5 gece.
sonrası zaten hayat.
http://fizy.com/#s/154ckb coldplay ve ben, size el sallıyoruz. -gülücük-
mutluluğu yazan, mutsuz olurmuş. sonradan öğrendik. hislerim yüzünden birçok şey yaşanılandan önce biliniyor, ben hissetmek istemiyorum artık.
çünkü alışığım değil mi?
değil, artık canımı acıtıyor her bir olay. körelmiş kalbimin kenarları sanki. kıran kırana, kinler ortalıkları mahvetmiş kimsenin haberi yok.
günlerdir bok gibi uykusuzum, iyiyim dediğim her an kendimi kandırıyorum sanırım. ama onlar kanmıyor, bazıları hep yanımda. bazıları gerçekten iyi ki var. başka da bir şey diyemiyorum. dilim varmıyor.
mavi, bu sefer tonu açılmaya yakın kasvetli mutsuzluk.
yazmaya karar verdiğimde güneş saçlarıma vuruyordu, sonraysa kara bulutlar gelmeye başladı. yağmur yağacak ve sanırım bulutlarda hissetti üzüntümü. yalnızlığımı içime sindiriyor gibiyim. ikiyüzlü bir kalabalığın içinde olmaktansa, sessiz bir yalnızlığı tercih ediyorum belki de.
siması hırçın, saf görünümlü biraz. sarıya kaçmış telleri, yeşilliğine dayanan ela gözleri. nasıl da sinsi. en beklenmedik şekilde, tam ortadan. ahları toplamış gidiyor, binlerce günahı boynunda. herkes aynı şeyleri söylüyor, tek bir cümle etrafında dönüp duruyorlar. bense nefretimle düşünüyorum, bilirsin ya içimde zerre sevgi kalmadı. ama bazen yiyorum yine kendimi, cevabı olmayan milyonlarca soruyla. ve bu sorular senin iki yüzlülüğün, bencilliğin, iğrençliğin dışında hiçbir şey vermiyor bana çünkü. ben de tek bi cümleye yıkıyorum her şeyi;
“yazıklar olsun”



